Durap'tan İstanbul Sözleşmesi açıklaması

Doğru Parti Kurucular Kurulu Üyesi Avukat Mehmet Emin Durap, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. 

Durap'tan İstanbul Sözleşmesi açıklaması

Doğru Parti Kurucular Kurulu Üyesi Avukat Mehmet Emin Durap, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. 

Durap, asıl ele alınıp değerlendirilmesi gereken hususun, İstanbul Sözleşmesi değil, amacına hizmet etmeyen, hatalı ve eksik yapılan 6284 Sayılı Kadın Koruma Kanunu olduğunu ileri sürdü. Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerin her geçen yıl artmaya devam ettiğine dikkat çeken Durap, şöyle konuştu:

"Yaşam hakkı, insanın en temel hakkıdır ve Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmıştır. Ancak ülkemizde son yıllarda ürkütücü boyutlara ulaşan kadın cinayetleri, yaşam hakkının ihlal edildiğinin göstergesidir.

Toplumumuzda gerçekleşen kadın cinayetlerinin bir çok nedeni bulunmaktadır. Ancak en önemli nedenlerinden biri, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin temelinde yatan ataerkil yapıdır. Ataerkil yapı, kadını geri plana atıp değersizleştirirken, erkeği ön plana çıkarır ve kadının bedeni ve hayatı üzerinde erkeğin hakimiyet kurmasına neden olmasına ortam doğurur.

Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin bir çok boytu bulunmaktadır. Bunlar arasında; psikolojik, sosyolojik, ekonomik, ahlaki ve kültürel boyutlarını en önemlilleri arasında göstermek mümkündür.

Bu, Türkiye'de yaşanan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri ile mücadele kapsamında, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılması nedeniyle ‘’İstanbul Sözleşmesi’’ olarak adlandırılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesi esas alınarak hazırlanan ve 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6284 Sayılı Kadın Koruma Kanunu ön plana çıkmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi, taraf devletlerin imzaladığı kadını korumaya yönelik yol gösterici ve tavsiye niteliğinde taslak bir metindir. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanunun ortak amacı, kadına şiddetin ve aile içi şiddetin önlenebilmesidir. Ancak bahsi geçen 6284 Sayılı Kadın Koruma Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren veriler dikkate alındığında kadın cinayetlerinde ciddi bir artış gözlemlenmektedir.

Bu verilere göre; 2012’de 210, 2013'te 237, 2014'te 294, 2015'te 303, 2016'da 328, 2017’de 409, 2018'de 440, 2019'da 474 olmak üzere toplam 2.695 kadın öldürülmüştür. 2020 yılında bu zamana kadar öldürülen kadın sayısı ise 285’tir.

Bu verilere rağmen, tavsiye ve yol gösterici nitelikte olan İstanbul Sözleşmesi'nde herhangi bir eksiklik ve hata bulunmaması manidardır. Bu durumda asıl ele alınıp değerlendirilmesi gereken husus; İstanbul Sözleşmesi değil amacına hizmet etmeyen, hatalı ve eksik yapıldığını düşündüğümüz 6284 Sayılı Kadın Koruma Kanunu'dur.

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç "Eşler tartıştığında kadın, karakola telefon açıp şikayette bulunduğunda koca evden uzaklaştırma alıyor.Bu da öfkeyi ve kadına şiddeti körüklüyor. Biz eşleri barıştırmak yerine ayrılsın diye kanun çıkarmışız.” şeklinde açıklama yaparak bu düzenlemenin eksikliğini vurgulamıştır.

6284 Sayılı Kadın Koruma Kanunun yürürlük tarihi ve veriler birlikte değerlendirildiğinde kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenebilmesi için yasal düzenlemeler tek başına yeterli değildir.Kısacası sorunun ortadan kaldırılması veya en az seviyeye indirilebilmesi için ilgili kurum ve kuruluşların iş birliği içerisinde organize bir şekilde hareket etmesi, toplumun bilinçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir.

Ayrıca bahsedildiği üzere 6284 Sayılı Kanun gibi eksik ve hatalı yasal düzenlemelerin önüne geçilebilmesi için kanunların yapım aşamasında toplumun her kesiminin görüşü dikkate alınmalı ve bilgi alışverişinde bulunulmalıdır.

Bunun dışında; sosyolog, psikolog, pedagog gibi alanında uzman kişiler ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı bürokratlarından oluşan bir ekip tarafından oluşturulacak heyetten görüş alınarak, toplumun beklentileri, menfaat ve eşitlik dengesi çerçevesinde yasal düzenlemeler meydana getirilmelidir.

Aksi halde işlevsiz kalan 6284 Sayılı kanundan dolayı kadın cinayetlerinin önlenmesi veya yıllara göre sayıların düşüş göstermesi söz konusu olmayacaktır."

12 Eylül 2020 (Haber Merkezi) 1587

Yorumlar (0)

Yorum Yaz