Erdoğan: Öcalan, Demirtaş’ın mesajlardan rahatsız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NTV yayınında açıklamalarda bulundu.

Erdoğan: Öcalan, Demirtaş’ın mesajlardan rahatsız

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NTV yayınında açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, “Öcalan, Demirtaş’ın açıklamalarından rahatsız.’demiştiniz böyle bir bilgi mi var?” Sorusuna Erdoğan’dan yanıt: Var ki söylüyorum."Öcalan, Demirtaş'ın oradan vermiş olduğu mesajlardan rahatsız" dedi.

Erdoğan’ın sözlerinden çıkan satır başları şöyle:

"Öcalan, Demirtaş'ın oradan vermiş olduğu mesajlardan rahatsız"

Onu aslında Abdullah Öcalan'a sormak lazım. Öcalan, Demirtaş'ın oradan vermiş olduğu mesajlardan rahatsız olduğu ortada bir gerçek. HDP'nin terörist elebaşıyla ilgili heykelini dikeceğiz vaatlerini hatırlayın. Terör örgütüne sırtlarını yasladıklarını nasıl açık açık söylediklerini hatırlayın. 'Biz sırtımızı şuraya dayıyoruz' diyenleri hatırlayın. 'FETÖ'cüleri serbest bırakacağız' diyenler bunlar değil mi? CHP değil mi? Allah'ın izniyle milletimizin feraseti ve sağduyusuyla böyle bir şey hiçbir şey gerçekleşmeyecek. Bu hanım terörist başının salıverileceğini zannediyor. Teröre, teröriste karşı tavizsiz mücadele ederken bu hanımefendinin böyle bir iftirada bulunması siyaset değil, yalandan medet ummasıdır. Gözleri var duymazlar, kulakları var duymazlar. Hanımefendinin işine HDP'ye verdiği sözler geliyor. Milleti aldatmaktan başka hiçbir şey yapmıyor.

"Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir"

Burada çok açık net bir gerçeği ortaya koymakta fayda var. Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Sezen Aksu Türk müziğinin önemli bir ismidir eyvallah. Şarkılarıyla insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır bu başka bir şey bunu kenara koyalım. Ama diğer taraftan ben ülkenin cumhurbaşkanı olarak insanımızın hangi inançtan olursa olsun dini değerlerine yani kutsalına laf edilmesine müsaade etmem. Kaldıki burada sadece Hz. Adem'le Havva validemiz değil aynı zamanda burada Meryem validemize burada hakaret var. Benim insanımızın kutsalına yönelik hassas bir duruşum var bunu da herkes bilir. Dilini koparma ifadesini bir kişinin şahsına yönelik değil kutsallarına karşı yönelik bir tavır olarak ifade ettim. Hatırlayın Demokrat Parti döneminde Atatürk'ü koruma kanunu çıkarıldı. Şimdi biz kutsallarımızı korumak için kanun mu çıkaracağız. Bu bir duruş, saygı bir kabullenme ve birlikte yaşama tecrübesi olarak hayata geçmeli. Özgürlüğün sınırları hakaret etmek, rencide etmek veya kutsallara kötü sıfatlar yakıştırmak değildir. Bizim dinimiz tüm peygamberlere kendi peygamberimize olduğu kadar saygı ve hürmeti emrediyor. Ne zaman birbirimize inançlarımıza değerlerimize saygı duyacağız? Ne zaman bu konularla gündem oluşturmaktan vazgeçeceğiz? Kimse toplumumuzu kutuplaştırmaya özellikle de tüm bu konulara yönelik görmezden gelmemizi beklememeli. Birlikte yaşamamızın teminatı birbirimize duyduğumuz saygıdır.Bu saygıyı ortaya koymaya mecburuz. Bu hassasiyetimin de ayrıca hiç isim vesaire zikretmeden ortaya koyduğum bir ilkenin kabulüdür. Bu ilkeyi de zannediyorum herkes kabul edecektir.

Buradaki hakaret öncelikle şahsımla ilgili değil temsil ettiğim makama yöneliktir. Devletin, devleti yöneten cumhurbaşkanının ve cumhurbaşkanlığı makamının hedef alınması burada söz konusu. Biz cumhurbaşkanlığı makamını ve millet iradesinin izzetini korumakla yükümlüyüz. Bunu ben mi söylüyorum? Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesi cumhurbaşkanına hakaret düzenliyor. Bu suç kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil devletin egemenlik alametlerine ve organların saygınlığına karşı suçlar bölümünde düzenleniyor. Ki devleti temsil eden cumhurbaşkanlığı makamı saygınlığı korunsun. Bunun için bizim bunlara prim vermemiz söz konusu olamaz. Hukuk neyi gerektiriyorsa, sonucu ne olursa olsun burada gereği yapılacaktır. Bunun ifade özgürlüğüyle alakası yoktur. Siyasette elbette eleştiri olur ama bu temiz bir dille olmalı. CHP'nin cumhurbaşkanına hakaret maddesinin kaldırılması teklifi de tam bir garabet. Bunlar milletin bu makamlara kendilerini getirmeyeceğini bildikleri için bizim elde edemeyeceğimiz makamlara gelenlere herkes saysın sövsün istiyorlar. Bu makamların şerefini saygınlığını biz aziz milletimle birlikte koruyacağız. Öte yandan hemen hemen bütün ülkelerde cumhurbaşkanına hakaret etmek suçtur. Bu ülkenin seçilmiş iradesine de istediğiniz gibi hakaret etme lüksünüz olamaz. Bu ülkenin bir evladı olarak yüzde 52 oyla seçilmiş bir cumhurbaşkanıyım. Esasında bunların hakaret ettiği Tayyip Erdoğan nezdinde milletin kendisidir. Millete olan nefretlerini ortaya koyuyorlar. Milletin evi dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetim merkezine ahır benzetmesi de tümüyle bu aziz millete hakarettir edepsizliktir. Muhalefetin de bu kadar ağır sözü ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı gibi göstermesi bunların edebini ve siyasi ahlakını gösteriyor.

Kabul etseler de etmeseler de Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin yüzde 52 ile seçilmiş Cumhurbaşkanıdır. Bu makama saygısızlığı kanunlarımızda karşılığı açıktır. Bu suç cezasız kalmayacaktır. Herhalde CHP merkezine ahır yakıştırması yapanlara CHP iyi gözle bakmaz. Biz onlar gibi hakarete başvurmuyoruz, adalete başvuruyoruz. AK Parti iktidarları demokrasi ve fikir hürriyetinii adeta taçlandırmıştır. Bu konunun takipçisi olacağız. Bu yapılan bir anlamda nefret siyasetidir. Topluman önüne proje koyamayanlar nefret tohumları serpme inancındalar. Bu hakareti yapan ellerine ters kelepçe vurulmuş algıyı oluşturma çabasını da gördük. Toplumun bir kesimini nefretle donatanlar yaptıklarının cezasını hukuk çerçevesinde görecektir.

İlk defa bu programda açıklayacağım. Merhum Hablemitoğlu FETÖ'nün devlet içerisindeki kadrolaşma çalışmalarını anlatan Köstebek isimli kitabını yayınlayamadan öldürülmüştü. MİT uzunca bir süredir bu suikastin katil zanlılarından olan Nuri Gökhan Bozkır'ın izini sürüyordu. Bu şahıs kırmızı bültenle aranıyor. 2015 yılından itibaren FETÖ medya organlarına verdiği röportajlarda ülkemiz aleyhine asılsız iddialarda bulunuyor. İstihbaratımız bu kişinin Ukrayna'da saklandığını tespit etti. Bu şahsın yakalanarak getirilmesi konusunda Zeleneksy'le konuştuk, 'Bu ülkenizdedir, lütfen bize verin' dedik. Bu kişi şu anda ülkemiz yargısına hesap veriyor. İstihbarat teşkilatımızın yakın markajı, muhataplarıyla olan sıkı diyaloglarla bu iş neticelendi. FETÖ ile irtibatı yanında DEAŞ terör örgütüne silah ve mühimmat temin ettiği bilinen isim. Bu şahsın ülkemize getirilmesi geçmiteki faili meçhul cinayetleri aydınlatma konusundaki kararlılığımızdır.

Güvenlik meseleleri bizim için bir bütündür. Her türden terör örgütü ve suç şebekesi ile mücadelemizi sürdüyoruz. Faili meçhul cinayetleri ortaya çıkararak kararlılığımız bakidir. Burada kaçtıkları ülkelerde karanlık odaklarla işbirliği yapan hainlere seslenmek istiyorum; dünyanın neresine giderseniz gidin Türk adaletine hesap vermekten kurtulamayacaksınız. Son nefesinize kadar ensenizde olacağız.

26 Ocak 2022 (Haber Merkezi) 1327

Yorumlar (0)

Yorum Yaz