'İdam' gündemi değiştirmeye yönelik...

Avukat Mehmet Emin Durap, son günlerin en çok tartışılan konuları arasında yer alan ‘İdam’ hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

'İdam' gündemi değiştirmeye yönelik...

Doğru Parti Kurucular Kurulu Üyesi Avukat Mehmet Emin Durap, son günlerin en çok tartışılan konuları arasında yer alan ‘İdam’ hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

İdamın getirilmesi demokrasiye ve özgürlüklere büyük darbe vurur

İdamın tekrar getirilmesinin veya konuşulmasının bile Türkiye’yi Avrupa Birliği’nden ve modern ülkelerden uzaklaştıracağını vurgulayan Durap, "İdamın tekrar yasallaştırılması suç oranlarını azaltmayacak. Demokrasiye, özgürlüklere büyük darbe vuracak. İdamın veya cezaların artması suçun ve suçluların azalmasına neden olmaz.” dedi.

GÜNDEM DEĞİŞTİRMEYE YÖNELİK

İdam söylemlerinin, gündemi değiştirmeye yönelik olduğunu vurgulayan Durap, şöyle konuştu:

“İdam tartışmaları psikolojik sorunları ve ekonomik krizi manipüle etmeden başka bir anlam ifade etmemektedir. Gündemi değiştirmek için Ayasofya ve Joe Biden nasıl gündeme getirildiyse, idam da o şekilde gündeme getirildi.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki idam cezasını barışta ve savaşta yasaklayan iki protokolüne taraftır ve imza altına alınmıştır. Bu taraf olduğu protokollerden dolayı idam cezasının tekrar gündeme getiremez, bu hem yasal değil hem de hukuki değildir. O nedenle idamın gündeme getirilmesinin hukuki hiçbir tarafı yok.” 

SUÇ ORANLARININ ARTMASI PSİKOLOJİK VE SOSYOLOJİK

Avukat Durap, suç oranlarının artmasının psikolojik ve sosyolojik nedenlerinin olduğunu belirterek, “Küçük çocukların veya yetişkinlerin gördüğü ve duyduğu şeyleri ‘Hayata nasıl yansıtırım’ dediklerinden dolayı suç oranı artıyor. Toplumda görsel ve sosyal medyanın yanı sıra teknolojinin gelişmesiyle gençlerin, çocukların ve yaşlıların görsel hafızası oluşuyor. Bu görsel hafızalar nedeniyle suç işleme oranları artıyor. Ekonomik krizler, sosyal dengesizlikler, göç gibi unsurlar suçun işlenmesinde etkili” ifadelerini kullandı.

Doğru Parti Kurucular Kurulu Üyesi Avukat Mehmet Emin Durap, Türkiye’nin hukuk üstünlüğü sıralamasında dünya ülkeleri arasında son sıralarda yer aldığını ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

“HSK üyelerinin tümü Cumhurbaşkanı’nın inisiyatifiyle seçiliyor. HSK’da Genel Sekreterlik mekanizması var.

HSK Tetkik Hakimleri, Teftiş Kurulu Üyeleri ve Tüm HSK Personeli Genel Sekreterliğe bağlı iken Genel Sekreterlik ise Adalet Bakanı’na bağlıdır. Adalet Bakanı da iktidarın bağlı olduğu siyasi parti içerisinden geliyor. Yani yargı siyasallaşıyor, tek bir kişinin kontrolü altına giriyor.

 

HAKİMLERE KİMSE TALİMAT VEREMEZ

Yargı bağımsızlığını en çok zedeleyen Cumhurbaşkanlığı Hukuk Kuruludur. Adalet Bakanlığına alternatif bir bakanlık gibi hareket ediyor, tavsiye niteliğinde kararlar veriyor. Tamamen yanlıştır. Zira anayasal olarak hakimlere kimse talimat veremez ve tavsiyede bulunamaz.

Adalet Bakanlığı ve HSK varken Cumhurbaşkanlığı Hukuk Kurulu’nun hiçbir işlevi yoktur. Hukukun üstünlüğünü ve yargının bağımsızlığını zedeleyen bir kurul olduğundan kesinlikle kaldırılmalı.”

 

 

9 Eylül 2020 (Haber Merkezi) 1493

Yorumlar (0)

Yorum Yaz