TMMOB'dan Çevre Günü mesajı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü kutladı.

TMMOB'dan Çevre Günü mesajı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü kutladı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu'ndan yapılan yazılı açıklama şöyle:

5 Haziran 1972 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ olarak kabul edilmiştir.

Geçmişten günümüze, dünyamızın çevre sorunları artmaya devam ederek su kirliliği, toprak kirliliği, hava kirliliği, atıklar ve tüm bu sorularının birleşmesi ile neticesinde iklim değişikliği gibi birçok önemli sorunu beraberinde getirmiştir. Artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşme ile ortaya çıkan çevre ve hava kirliliği, başta insan sağlığı olmak üzere tüm canlıları tehdit etmektedir.  Dünyamız da yaygınlaşan kirlilik/kirleticiler; başta insanlar olmak üzere tüm çevreyi ve tüm doğayı tehdit eder duruma getirmiştir.

Daha fazla kazanma hırsının, insanlığı ve canlı - cansız tabiatın geleceğini tehdit ettiği günümüzde, dünyamız ve insanlık başka bir tehdit ile Covid - 19 salgını ile karşı karşıya kalmıştır. Covid - 19 salgını, insanlığa zor günler yaşatmakta ve yaşatmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden salgın, aynı zamanda ekonomik sıkıntıları da beraberinde getirmiştir. Salgının ortaya çıkması ve hızla yayılmayası ile birlikte dünyanın dört bir yanında fabrikaların durması, iş yerlerinin kepenk kapatması, insanların evlerine kapanması, ekonomik aktivitelerin ve trafik yoğunluğunun azalması hava kirliliğini önemli ölçüde azaltmıştır. Kısacası fosil yakıt kullanımının azalması doğanın rahat bir nefes almasına olanak tanımıştır. Sonuç olarak doğayı, çevreyi ve havayı kirleten asıl etkenin insanlar olduğu gerçeğini de gün yüzüne çıkarmıştır.

Yaşadığımız salgının çevreye olumlu etkisi karantina önlemlerinin yumuşatılmasıyla birlikte, salgın öncesi döneme göre daha kötü bir yöne doğru gittiği de unutulmamalıdır. Bunun başlıca sebebi, insanların korku nedeniyle toplu taşıma yerine işe özel araçlarıyla gitmek istemelerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, kullanılan maske, eldiven ve diğer tek kullanımlık kişisel koruyucu donanımların rasgele ortalığa atılması da ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaya başlamıştır. Virüsün canlı kaldığı ortamlar sadece yaşam alanlarımız değil aynı zamanda atıklarımız olduğu da bilinmektedir. Atık toplama, aktarma, geri kazanım bertaraf süreçlerinde belli bir yol alınmış olmasına karşın henüz gerçek bir atık yönetimi sağlanamamaktadır. Toplama ayırma, geri kazanım ve geri dönüşüm tesislerinde, atık aktarma istasyonları ve düzenli atık depolama sahalarında, atıkların üzerinde Covid-19 virüsünün bulunması ve bulaşması olasıdır. Sonuç olarak tedbirlerin salgın sürecine ve sonuçlarına göre de değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bunun yanında, araştırmalar, doğanın ve çevrenin bu şekilde kirletilmeye devam edilmesi ve önlem alınmaması durumunda, çok yakın gelecekte insan ve hayvanların, hatta bitkilerin dahi yaşama olanağı kalmayacağını göstermektedir. Bu nedenle çevre kirliliği ile mücadele, bizim ve gelecek kuşaklarımızın sağlığı yönünden üzerinde önemle durulması gereken çok hassas bir konudur. Kapitalizmin daha fazla kazanma hırsı ile sanayi, tarım, ulaşım, enerji, maden, orman, doğal kaynaklar, yeraltı-yerüstü su kaynakları gibi birçok alanda yanlış politikalar neticesinde doğa ve çevre tahrip edilmeye devam edilmektedir. Bu çerçevede endüstriyel ve nükleer atık ve kirliliğine, su kaynaklarının yanlış ve aşırı kullanımına, ormansızlaşmaya, çarpık - sağlıksız kentleşmeye, ranta dayalı imar ve yapılaşmaya son verilmelidir.Çevre politikaları bütünsel olarak sanayi, enerji, ulaşım politikalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Su kirliliği ve kontrolü, katı ve tehlikeli atıkların kontrolü, toprak kirliliği ve kontrolü, erozyon kontrolü, sera gazı salınımının kontrolü, deniz kirliliğinin kontrolü ile birlikte değerlendirilmelidir. Biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi, temiz üretim teknolojilerinin kullanılması, doğal kaynakların korunması, çevre dostu yerli, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ön plana çıkarılmalıdır.

Doğayı ve çevreyi biz çocuklarımızdan ödünç aldık. Bu anlayış ile geleceğimize ve çocuklarımıza yaşanılabilir bir doğa ve çevre bırakmak zorundayız."

5 Haziran 2020 (Haber Merkezi) 869

Yorumlar (0)

Yorum Yaz