Beka Meselesi, Bâki-i Zülcelâle Tâbi Olmakla Çözülür

Burhan Bozgeyik

Beka Meselesi, Bâki-i Zülcelâle Tâbi Olmakla Çözülür

Beka meselesi, aslında bütün fânilerin meselesidir. Rabbimiz (c.c.), Kur’an-ı Azimüşşan’da; “Küllü nefsin zâikâtü’l mevti. Sümme ileynâ türceûne” (Her nefis ölümü tadıcıdır. Sonra bize döndürüleceksiniz.) (Ankebût Suresi / 57) buyurmaktadır. Fânilik, Rabbimizin, yarattığı bütün mahlukatı için geçerli kıldığı bir kanunudur. Bütün mevcudat Allah-u Azimüşşân’ın mahlûkudur, masnu’udur ve kuludur. Yerde ve gökte ne varsa Allah’ın mülküdür ve Allah’ın eseridir. Bütün bu eserlerin üzerinde de zeval mührü vardır. Dünyaya gelen bütün canlılar ölecek. Vakt-i merhunu geldiğinde üzerinde yaşadığımız bu dünya da, bütün bu kâinat da ölecek. Bunun adına “kıyamet” diyoruz. Kâinatın bu ölümünün ardından, kâinatı yaratan Rabbü’l Âlemin bütün mevcudatı tekrar diriltecek ve Haşir Meydanı’nda toplayacak. İşte o andan itibaren ebedî bir hayat başlayacak. Bâki-i Zülcelâl’in isimlerinin, sıfatlarının ve şuûnlarının âyinesi olan bütün mevcudat ya cennette, ya cehennemde bekâya kavuşacak, yani ebediyen yaşayacak…

Sözün özü, ister fert olsun, ister toplum olsun, ister devlet olsun, bütün bu mevcudatın üzerinde “fânilik” damgası vardır ve fena bulacaktır. Aklı başında herkes bu fânilikten kurtulup bakileşmenin yolunu aramalıdır. Beka bulmanın yegâne yolu, Bâki-i Zülcelâl’i bulmaktır. Allah’ı bulan, ölümsüzlüğü bulmuş demektir.

Bu dünyanın ne vakit yaratıldığını Rabbimiz bilir. İnsanlığın tarihi ise Hz. Âdem Aleyhisselam ile eşi Hz. Havva validemizin yaratılışı ile başlamıştır. Böylece aynı zamanda devletlerin de tarihi başlamıştır. Devlet kurmak, Allah-u Teâlâ’nın emridir. Bu emir yüz yirmi dört bin peygamber için tekrarlanmıştır. Zira Allah’ın hükümlerinin uygulanması devletsiz olmaz. Bu temel gerçekten dolayı, dünyadaki en mükemmel devletleri Allah’ın Peygamberleri kurmuştur. (Hz. Davut ve Hz. Süleyman’ın (a.s.m.) kurduğu devletle, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) kurduğu muhteşem devlete bakınız.) Ve yine dünyada iz bırakan devletlerden ekseriyetini peygamber yolunu takip edenler kurmuştur. (Abbasi, Endülüs Emevileri, Memlûklü, Selçuklu, Osmanlı devletleri gibi).

Allah-u Azimüşşân, adaleti, devletlerin adaletle hükmetmelerini emretmektedir. Allah’ın koyduğu kanunlardan biri de adaletle hükmeden devletlere uzun ömür vermesidir. Devletler zulmetmeye başladı mı, Allah-u Teâlâ da onların ömrüne hatime vermektedir.

Tarih boyunca, binlerce devlet kurulmuştur. Bunlar içerisinde “çok büyük” denilen devletler de günü geldiğinde yıkılmış, tarih sahnesinden silinip gitmiştir. Hangi birini sayalım: Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın çağdaşı olan Nemrut’un kurduğu devlet bütün dünyaya hükmediyordu, yıkıldı gitti. Hz. Musa Aleyhisselam’ın çağdaşı olan Firavun’un kurduğu devlet, dünyanın en büyük devletlerinden biri idi, o da yıkıldı, gitti. Buhtunnasır’ın kurduğu devlet de bütün dünyaya hükmeden devletlerden biri di, o da yıkıldı gitti. Sâsânî Devleti, Pers İmparatorluğu, Roma Devleti, Bizans Devleti, daha buna benzer yüzlerce büyük devletler ve binlerce, on binlerce devletler ve devletçikler gelip geçti bu dünyadan…

İnsanlar ve bütün canlılar gibi devletler de ölür. Bekanın yolu, Bâki-i Zülcelâl’e tâbi olmaktan geçer. Bakınız, Hulefâ-i Râşidin devrinde yüzde yüze yakın İslamiyet uygulandı, neticede muazzam fütuhat oldu. Osmanlı Devleti zamanında İslâm, yüzde 50 uygulandı, üç kıtada kırktan fazla ülke fethedildi. (Osmanlı Devleti’nde mahkemelerde, maarifte ve içtimai hayatta İslâm hâkimdi, ancak devlet idaresi sisteminde İslam’ın devlet modeli uygulanmıyordu.) Demek Osmanlı devrinde yüzde yüz İslâmiyet uygulanmış olsa, Osmanlı bütün dünyayı fethedecekti. Bununla birlikte Osmanlı Devleti altı yüz sene payidar oldu. Ne vakit Kur’an’a sarılmışsa zaferler kazandı, ne vakit Kur’an’dan elini gevşetmişse mağlubiyetlerle yüz yüze geldi. Tarih buna şahittir.

Günümüzde beka meselesi denilince her kafadan bir ses çıkabilir. Bu satırların yazarının kafasından çıkan ses de budur: Beka bulmak istiyorsak, Bâki-i Zülcelâl’e tâbi olalım. Tıpkı şehâdet ve gazilik rütbelerini kazanan kahraman askerlerimizin ve güvenlik mensuplarının yaptığı gibi… Biz Allah’a dayandıktan sonra, bütün düşmanların bir sinek kanadı kadar kıymet-i harbiyeleri kalmaz.

17 Mayıs 2019 (Burhan Bozgeyik) 888

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İğrenç herifler!

Çağımızın Ulubatlı Hasan’ı: Muhammed Mursî

İllâ Edep! İllâ Edep

Allah’ın Yardımı Ne Vakit Gelir?

Ey Zalimler! Yenileceksiniz!

Mülk kimin?

Bayram Yapmaya Yüzümüz mü Var?

Yeni Devir Yayınları

Ayasofya Edebiyatı