“Ey Müslümanlar! Gözünüzü Beş Açın!”

Burhan Bozgeyik

“Ey Müslümanlar! Gözünüzü Beş Açın!”

Biz lisede okurken, o yaşta gözlük takanlara, “dört göz” diye latife edilirdi. Peki, insan dört gözlü olur mu? Olur. Hatta şoför iseniz “beş gözlü” olmaya mecbursunuz. Aksi takdirde yarım yamalak şoför olursunuz. Onun neticesinin ne olacağı da malum. Beş gözlü nasıl olunur? Arabanın iki yan aynası, insanın iki gözü gibidir. Bir de içeride dikiz aynası var. Etti mi üç. İki de insanın kendi gözü var. Etti mi beş. O iki gözle hem dikiz aynasına bakıp geriyi, hem iki yan aynaya bakıp iki yanı kontrol edeceksiniz. O arada iki gözünüzle de hem bu üçüne hem de önünüze bakacaksınız. Şoförseniz, gözünüzü bu şekilde beş açmazsanız haliniz harap demektir. Biz Müslümanlar da gözümüzü beş değil, on, on beş, yirmi açmalıyız. Yirmi gözlü nasıl olunur? On samimi mümin birbiriyle el ele omuz omuza vermiş olsa, yirmi gözle bakmış olurlar. Dolayısıyla gözlerinden bir şey kaçmaz.

Biz ilkokulda okurken alfabede, “Uyu uyu yat uyu!” yazardı. Oysa şimdi uyuma zamanı değil. Uyanık olmak, gözü beş açmak, hatta yirmi ve daha fazla açmak zamanı. Bizi Yaratan Rabbimiz (c.c.) uyanık olmamızı emrediyor. Evvelâ şu ayet-i kerimelere mealen bakalım:

“(…) De ki: körle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” (En’âm / 50); “(…) De ki: Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıkla aydınlık eşit olur mu?” (Ra’d /16); “Körle gören karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz.” (Fâtır / 19, 20, 21”; “Dirilerle ölüler de bir olmaz. (…)” (Fâtır / 22); “Körle gören, inanıp iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!” (Mü’min / 58).

Tefekkür etmeyen, yani düşünmeyen, hâdiseleri sağlıklı bir şekilde tahlil etmeyen, cahillik batağına saplanmış, kandırılmaya müsait, dostunu düşmanını fark etmeyen, tarihte olup bitenleri bilmeyen insan âdeta kör, sağır gibidir. O kimse âdeta canlı cenazeye benzer. Yani “yaşayan ölü”dür. O kimse karanlığı, ya da güneş altında durmayı tercih etmiş ahmak kimseler gibidir. İşte Kur’an-ı Azimüşşân bize öyle olmamayı ihtar etmektedir. Peki, biz ne haldeyiz?

Bakınız Ben-i İsrail diye bilinen bir taife var. Kur’an-ı Azimüşşân, Bakara Suresi ve Al-i İmran Suresi başta olmak üzere pek çok ayet-i kerimede onların maceralarını haber verir. Bizi bu Peygamber katili, Cenab-ı Hakk’ın nimetlerine nankörlük eden, Allah’ın kitabını tahrif eden, yeryüzünde devamlı fesat çıkaran bu taifeye karşı dikkatli ve uyanık olmaya davet eder.

Ben-i İsrail’in hali ibret vericidir. Temelleri Peygamber evladı olmaya dayanır. Hz. Yakup Aleyhisselam’ın 12 oğlundan türeyip gelmişlerdir. Peki, “Peygamber evlatları sapıtır mı?” Nesep bağı, Hak yolda olmak ve Hak yolda yürümeye devam etmek için yeterli şart değildir. Peygamber Efendimizin (a.s.m.) öz amcası Ebu Leheb’in ve diğer yakınlarının hali buna delildir. İşte bu taife asırlar boyunca hep fesat kaynağı olmuşlardır. Ancak bunların en dikkat çekici yönleri, batıl davalarına son derece bağlı ve fikr-i takip sahibi oluşlarıdır. İki bin sene önce Buhtunnasr tarafından Kudüs’ten sürülünce, kısa bir müddet sonra kendilerini toparladılar ve kendi aralarında komiteler kurarak tekrar Filistin topraklarına ve Kudüs’e dönmek için çalıştılar. Bunun için 300 kişilik âdeta bir parlamento kurdular. Onlar vasıtasıyla adım adım hedeflerine yürüdüler. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın çıkartılmasında, dünyayı sarsan ihtilâllerde, Osmanlı Devleti gibi birçok devletin yıkılmasında mühim rol oynadılar. Şimdi de zurnanın zırt dediği yere geldiler. Trump’un hort-zort etmesi, aslında zurnanın “zırt” sesinden başka bir şey değil.

Peki, bu kavim batıl davalarına bu şekilde sarılırken biz Müslümanlar ne yaptık? İşte halimiz ortada. Yüzlerce parçalara bölündük. Müslüman’ın Müslüman’a karşı yüzünü asması bile yasakken, birbirinin gözünü oyar hale geldi. Dostunu, düşmanını tanımaz oldu. Kanını içen vampirleri, yarasaları dost belledi. Vatan haini münafıkları baş tacı etti. Çare? Kur’an-ı Azimüşşân’a kulak vermek: Kör ile gören bir olur mu? Artık gözünüzü açın, hatta dört açın, beş açın be kardeşler! Allah rızası için uyanık olun! Uyanıklıkta düşmanları geride bırakın! Yoksa mezarda uyanacağız, ancak iş işten geçmiş olacak…

14 Şubat 2020 (Burhan Bozgeyik) 911

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Marifet İltifata Tâbidir Müşterisiz Meta’ Zâyidir

Barnaba İncil’inin Esrarı

Kıymetini bilecek miyiz?

İstiklâl Marşı Zafer Marşı

Unutulan / Unutturulan Farzlar (1)Haremlik-Selamlık

Ey Zâlimler! Siz Mazlumları Sahipsiz mi Sandınız?

Deprem sonrası ağlatan tablolar

Örnek bir âlim ve devlet adamı: Bedrüddin Aynî

Koca Cami, “Ham hum şaralop” taktiği ile engellenmek isteniyor