İŞİM GEREĞİ

Karaca Bozgeyik

İŞİM GEREĞİ

Bir şey bildiğimden değil,işim gereği daha çok ağaçları anlamaya çalışırım!
Daha çok bitkilerledir işim! Hayvanlarla, kuşlarla, böceklerle, çiçeklerledir işim.İşim gereği.
Ve toprakladır işim, işim gereği!
Toprağı şöyle bir avuçlarım mesela, avucumun içindeki toprağın içinde ne var ne yok, neyi fazla neyi eksik, bilemem tabi ki, öyle bir yetenek bende yok!
O toprağı alıp laboratuvara götürmek gerekir. Analiz edeceksin ki, bilimsel anlamda bulgularla toprakta ne var ne yok bilesin!
İşin gereği bu.
Yaşadığımız bu toprakların, ülkemizin; bitkilerini, ağaçlarını, böceklerini, çiçeklerini anlayabilmek için topraklarını anlamak bilmek gerekir. Öyle ben bilirimle olmaz. Önce bilebilmenin gereklerini yerine getireceksin.
Nasıl ki insan olabilmenin gerekleri yüzyılların oluşturduğu kültürle oluştuysa! Öyle ben doğdum insanım demekle insan olunmuyor. Çocukluk iyi güzel hoş! Asıl büyüdüğünde ne olacaksın?
Sözü dağıtmayalım insanla, zaten yeterince dağınığız.
Önce, işimiz gereği şu toprak ağaç bitki hayvan börtü böcek işini halledelim.
İşim gereği toprakla uğraşırım ben. Öyle bildiğimden değil, bilmediğimden.
Bir poşete koyup toprağı analiz ettirmek için laboratuvarın yolunu tuttuğumda, babam
-Ne yapacaksın bunu demişti.
-İçinde ne var ne yok öğreneceğim.
Öğrenip babama
-Topraklarımız yorgun hem de çok yorgun! Dedim.
-Biz de çok yorgunuz, demişti.
İşim gereği toprakla uğraşırım ben ve topraklarımız yorgun çok yorgun. Öyle çok ürettiğinden değil, insanlarının “yorgunluğundan” yorgun.
Bu kadim topraklarda yaşayanlar birbirlerini yora yora, yara bere içinde bırakarak toprakları da yormuşlar. ”Yorgunluk”, bir kene gibi yapışmış bu toprakların ve insanların üzerine kanlarını emiyor. Bir anlayabilsek bunu, bir anlayabilsek birbirimizi.
İşim gereği bitkilerle, ağaçlarla uğraşırım onlardan öğrenirim.
İşim gereği börtü böcekle benim işim, öyle bildiğimden değil bilmediğimden.
Madem İnsanları anlayamıyorsun, toprağı bitkiyi ağacı anlamaya çalış dedim kendime,işim gereği.
Herşeyi bilmemenin dayanılmaz cazibesi var topraklarda!
İnsan, ”muamma”.
Mesela, Çınar ağacı öğretmiştir bana, birisi seni telefonla Cumartesi aradığında ona Cumartesi dönmenin duyarlılığını.
Mesela toprak öğretmiştir bana zamanı geldiğinde bir tohumun topraktan başını kaldırıp çiçeğini açacağını.
“Gölgeni” açacaksın dostuna arkadaşına, kardeşine... İnsan!
Mesela buğday öğretmiştir, başağında bire kırk vermenin ağırbaşlılığını, açlığın yoksulluğun paylaşarak biteceğini.
İşim gereği herşeyi bilemem ben, her şeyi bilmem de gerekmez, her şeye yetişemem, her şeyi kontrol edemem, her şeyi yönetemem, her şeye sahip olamam....! Doğa müsade etmez buna! Doğa adildir, eşitlikçidir.
İşim gereği toprakla uğraşırım ben! Ve topraklar, insanlar barış huzur, adil, eşit bir şekilde üzerinde yaşasınlar diye vardır. Ve diğer canlılarla güzelleşir topraklar sadece insanla değil.
Ve topraklar çok yorgun!
Topraklar,insanlar, bitkiler hayvanlar, ağaçlar, kuşlar, börtü böcek hep yorgunuz!
Bu yorgunluğu giderecek tek şey bir araya gelmek, birbirini anlamak!
İşim gereği bunu söylemek zorundayım. İşim gereği!

10 Ekim 2021 (Karaca Bozgeyik) 946

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

RÜZGAR

“ABİ,BAKAR MISIN”

ESKİ ÖĞRETMENLERİMİZ

YOL TARİFİ

12 EYLÜL

EYLÜL

ARAYIŞ

FİGÜRASYON (BENİ DE ALIN)

DOSTLUKLAR KOLAY KURULMUYOR!