LİYÂKAT !

LİYÂKAT !

EVLET’in MUHTAÇ olduğu tek ve temel kudrettir LİYÂKAT !

LAYIK olma, değerlilik, yararlılık, hüner, ustalık demektir.
Yani, herkesi ancak layık olduğu yere getirmek; bir işi, o işin ustasının eline vermek, alâkasız kişileri işbaşına getirmemek, LİYÂKATA riayet etmek demektir ve bu da Devletin TEMELİDİR.
Ve yani Devlet, İŞİ EHLİNE tevdi etmelidir.

Sadece Devlet değil, her insan da, yaptıracağı her işi o işten anlayana yaptırması, kendisinin de ancak yapabileceği işlere talip olması gereklidir ve bu bir mecburiyettir.

Zamanımızda İMAM-HATİP’li olmak veya buna yatkın ya da buna taraftar ve bilhassa da bir CEMÂATE mensub olmak “HER İŞİ YAPARIM” demeye ve bunu dedikten sonra da, sahiden her işi yapacağını zannetme KURUNTUSUNA kapılmaya (böyle vehmetmeye) ve buna inanan (aynı ayardaki) yetkili ve etkili kişiler tarafından da, bu tip insanların her işin başına geçirilmeye LAYIK olduğuna inanılmaya başlanıyor ve hatta peşinen kabul ediliyor.

Bu suretle vali de olunuyor, büyükelçi de; genel müdür de olunuyor müsteşar da …

Bunlar, belki de kendi sahasında çok iyidir bilgilidir, kendi mesleği ile ilgili bir yerde istihdamı halinde oraya çok daha faydalı olacaktır ve bu suretle de LİYÂKAT kaidesine uygun hareket edilmiş olunacaktır.

Ama, HUKUKU bilmez, MÜLKİYEDEN anlamaz, milletlerarası münasebetlerden habersizdir; daha önceleri Devlet kapısından içeri girmemiştir, Devlet çarkını görmemiştir … Bu haliyle kendisine, Devletin en üst seviyedeki bir dalı, bir kolu, bir kurumu veya kuruluşu EMANET edilmiştir. Neden bu yanlışta ısrar edilmektedir ?;
Diye kendi kendime düşünürken aklıma “ALAGEYİK” geldi.

ZİYA GÖKALP’ın çok güzel ve epeyce uzun bir şiiridir. (TÜRK dünyasının birleştirilmesi hayâlini, TURAN’ı anlatır) İlkokulda başlamıştık okumaya.

Zamanımıza uygun ve hatta tam olarak zamanımızı anlatan bölümünü aşağıya alıyorum:

ALAGEYİK

Çocuktum ufacıktım,
Top oynadım acıktım.

Altunköşk’e ulaştım
Bir kapısı açıktı,
Öteki kapanıktı.
Kapalıyı açarak,
Açığa vurdum kapak.
AT ÖNÜNDE ET VARDI,
İT OT YEMEZ AĞLARDI.
OTU ATA YEDİRDİM,
ETİ İTE YEDİRDİM.
Açtım bir elmas oda
Dev şahını uykuda
Gördüm, kestim başını

İndik İTİ okşadık
AT sırtına atladık
Geçtik nice dağ kaya
Geldik Demirkapı’ya

İşte bu suretle HEDEFE ulaştığını anlatıyor.

Yani herkese, ancak HAK ettiğinden, hak ettiği kadarını vereceksin ve işi EHLİNE tevdi edeceksin.

LİYÂKATA ve ADALETE uyacaksın ve uygulayacaksın.
Ve ancak bu suretle Devletin gelişeceğine ve Milletin yüceltileceğine inanacaksın.

Bir bakın hele şu işlerde LİYAKAT var mıdır veya AKILA ne derece uygundur ?

Birkaç gün önce bir ilçe Belediye Başkanı CORONA Virüsünü KOVMAK için belediye binası önünde ÜZERLİK yakıp dua etmiş ve resmini çektirerek basına vermişti.

Bir Belediye Başkanı da, yine bu VİRÜSÜ KOVMAK için 11 tane koyun KURBAN etmiş ve yine aldığı bu “TEDBİR” (!) ile ÖVÜNMEK için, koyunlar BOĞAZLANIRKEN bunların başucunda kendini göstermişti.

Koskocaaaa DİB’in koskocaaaa Başkan PROF.u, torpillileri (VIP'leri) toplayıp SARAY Camiinde 2’şer metre aralıkla CUMA Namazı kılarak ve minarelerden BANGIR bangır bağırtarak SALÂ verdirip ezan okutarak ve İLÂHİLER söyleterek VİRÜS KOVALAMA işi yaptığına göre başka kimseleri kınamak haksızlık olur.

Hele bir de başka ülkeler bu konuda neler yapıyor, ona bakmak ve hâlimizi daha iyi anlamış olmak lazım ki, işte ona bir örnek:

Bugünkü Sözcü’de YILMAZ ÖZDİL’in, her zaman olduğu gibi (AŞI başlıklı), yine müthiş bir yazısı var.

İki TÜRK’ün (Prof. Uğur Şahin ve Özlem Türeci'nin) TIP alanında başardığı, dünyanın her tarafında hayranlık uyandıran ve destek alan, ama bundan sadece TÜRKİYE’nin HABERİ OLMAYAN muazzam işi anlatıyor ve yazıyı şöyle bitiriyor:

“Almanya’nın fırsat eşitliğinden faydalanan iki TÜRK’ün dünyayı KURTARMA ihtimali var.
“Almanya bizi kıskanıyor” diyenler ise, iki tane tırışkadan MASKEYİ DAĞITMAYI BECEREMEDİ kardeşim.

Bir zamanlar Almanya “acı vatan” diyorduk.
TARİKAT-Cemâat-Zırcahil koalisyonu sayesinde, burası ‘ACIKLI VATAN’ oldu.”

Evet, çok yerinde bir tesbit ve teşhis.

İMAM mekteplerinde şu âyet öğretilmiyor mu acaba ?

“Şüphe yok ki, Allah size, emanetleri (işleri) EHLİNE ödemenizi, nâs arasında icray-ı hüküm ettiğiniz zaman ADALET ile hükmetmenizi emrediyor.” (4. Nisa Sûresi 58. Âyet)

Ama şu âyet de var ya …

“Biz EMANETİ, göklere, yere ve dağlara arz ve teklif ettik. Onlar, bunu yüklenmekten çekindiler, ondan endişe ve telâşa düştüler. İNSAN tuttu onu sırtına yüklendi, çünkü o, pek ZALİM, pek CAHİLDİR” (33. Ahzab Sûresi 72. Âyet)

Evet, insanoğlu çok ZALİM ve CAHİLDİR !
Allah böyle söylüyor.

Fakat BİZDEKİ insanoğlu bu ZALİMLİĞİNDEN ve CAHİLLİĞİNDEN vazgeçmek için hiçbir çaba sarfetmiyor.
Tam aksine, ne olursa olsun, son 18 senenin aşıladığı ve beyinlere yerleştirdiği, kendi MENFAATİNİ düşünmekten başta bir şey bilmiyor.

Ne dersiniz, vaziyetimiz böyle midir, hâlimiz nasıldır ?

İşler EHLİNE mi verilmektedir, yoksa EHİL olanlar DIŞLANMAKTA ve işlerden UZAKLAŞTIRILMAKTA mıdır ?

7 Nisan 2020 (Mümtaz Şahin) 1105

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

EZAN FALAKASI !

KAHT-ı RİCÂL ve DAVİDOF’un AKLI

DİNDE ZORLAMA YOKTUR diyenlerle...

Vah benim ZAVALLI MEMLEKETİM !

CeHaPe’nin DARBESİ !

DİN PROFESÖRÜ veya DİN'de PROFESÖRLÜK?

KORKUYORUM Dostlar KORKUYORUM !

İBAN'ın hatırlattıkları !

Aha size İSLÂMÎ bi “İNOVASYON” (!)