Miras hakkı

Miras hakkı

Diyelim ki, babanızdan, dedenizden, ailenizden size muazzam bir miras kaldı. Muhteşem bir köşk, cennet gibi bir bahçe, binlerce dönüm verimli arazi, sayılması bile çok zor akarlar… Biri veya birileri çıkıp dese; “Sen bütün bunları unut! İşte sana bir kulübe. Burada otur. Sana ölmeyeceğin kadar bir yiyecek vereceğiz. Bununla yetineceksin. O mirası unut!” Peki, bunu kabullenir misiniz, o mirası unutur musunuz, miras hakkından vazgeçer misiniz?

İşte son yüzyılda zımnen bize denmek istenen de bu. Ecdadımız bize muazzam, muhteşem bir miras bırakmış. Gerçi son üç yüz yılda o mirasın sağından, solundan çekiştirmişler, terekesinden tam kırk küsur devlet çıkmış. Elimizde kala kala adına “Anadolu” da denilen bu ülke kalmış.

Ecdadımız, geçen asrın başlarında, ellerinde kalan bu son miras malını ecnebilere yedirmemek, bu mirası zayi etmemek için hayatını ortaya koymuş. Bir Kurtuluş Savaşı vermiş. Binlerce şehit verilmiş. Koca bir millet yediden yetmişe bu şanlı mücadeleye iştirak etmiş ve bir millet topyekûn “Gazi” olmuş.

O günleri hatırlayalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi tekbirlerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim ve Buhâri-i Şerif okunarak açılmış. O Kurtuluş Savaşı yıllarında mahkemelerde hükümler, şer’î delillere göre, yani Kur’an’a, hadise, icmâ’a ve kıyasa göre verilirmiş. Ayasofya Camii, cami imiş. Yani içerisinde beş vakit namaz kılınırmış. Cuma günü, resmî tatil günü imiş. Anayasa’da, “Devletin dini, din-i İslâm’dır” yazılı imiş. Mekteplerde İslâmî terbiye esas imiş. İşte ecdat bize bunları miras bırakmış. Bu mirası ecnebilere gasp ettirmemek için canını ortaya koymuş.

Şimdi birileri bize, “Siz o mirası unutun!” diyor. Peki, bunu diyenler bu cür’eti nereden alıyor? Bütünüyle hukuksuz olan darbelerden… Bu ülkede darbelerden bir kısmının yargılandığını, darbenin ve darbecilerin mahkûm olduğunu da gördük. Ancak bu ülke bütün darbelerle ve darbecilerle yüzleşmedi, hesaplaşmadı. Günümüzde yaşadığımızın sıkıntıların mühim bir sebebi ve kaynağı da budur. İşte bize, “Siz o mirası unutun!” diyen zihniyet de o darbeci kafanın ürünüdür.

 

“Miras hakkı” Allah-u Azimüşşân’ın tanımış olduğu bir haktır. 124 bin peygamberin şeriatında vardı. Tevrat’ta, Zebur’da, İncil’de vardı. Kur’an’ı Azimüşşân’da da daha mufassal olarak belirtilmiştir. İslâm hukukunda, “Miras Hukuku” apayrı bir yer tutar.

Şayet biz bu muhteşem mirası korumaktan vazgeçersek, hakkımızı aramazsak, bütün ecdat bizden davacı olur. Sultan Alparslan ve Malazgirt ovasını tekbirlerle çınlatan ve koca Bizans ordusunu mağlup eden o kahraman askerler bizden davacı olur. Bu Anadolu’nun her karışını kanlarıyla sulayarak vatan yapan o kahraman ecdat bizden davacı olur. Sultan Murad, Sultan Fatih, Sultan Yavuz Selim ve daha pek çok idareci ve kumandanlar ve şanlı mücahitler bizden davacı olur. Mevlâna, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Akşemseddin, Ebussuûd Efendi, Aziz Mahmud Hüdâî ve Anadolu’nun diğer manevî bekçileri bizden davacı olur. Çanakkale’de, Antep’te, Urfa’da, Maraş’ta, Sakarya’da, Dumlupınar’da şehit düşenler bizden davacı olur. O şanlı mücadelelerde, gözünü, kolunu, bacağını yitiren gaziler, o şanlı mücadeleye iştirak eden nineler, dedeler, analar, bacılar, Trabzon Lisesi, Kayseri Lisesi, Galatasaray lisesi ve daha pek çok okulun savaşa iştirak eden ve şehit düşen talebeleri bizden davacı olur.

Yok arkadaş! Şahsen ben bu vebali üstlenemem. Onların bırakınız davacı olmasını, bırakınız sitem etmesini, kaşlarını çatarak bakmalarını bile ölümden beter görürüm.

“Unutun gitsin! İşte bu kadar hak neyinize yetmiyor!” diyenlerin sözü de hükmü de geçersizdir. Anamızın ak sütü gibi helal bir mirasın hem bekçisiyiz, hem takipçisiyiz. Vazgeçmek yok. Yoksa yarın rûz-u mahşerde o kahraman ecdadın yüzüne nasıl bakarız…

13 Eylül 2019 (Burhan Bozgeyik) 865

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

“Allah’ın dinine toplu olarak yapışın!”

Çocuklarıma tavsiyelerim

Gafillerden olma!

Düzeltmek boynunuzun borcu

İlk hocam olan dedemden neler öğrendim?

Reddediyorum! Kabullenmiyorum!

Ölüm var, ha! Cehennem var, ha!

Zoruma Gidiyor!

Evliliğin cazibesi kalmadı