ŞAŞKINLARA ŞAŞKINIM ! BİLMEZLERE KIZGINIM !

ŞAŞKINLARA ŞAŞKINIM ! BİLMEZLERE KIZGINIM !

Bazı kendini BİLMEZLER, gözünü bu milletin DİB’ine dikmişler;

bir yılda harcadığı paraları (12 KATRİLYON liracık kadar bi meblağı) kendilerine DERT edinmişler ve şööle demekteymişler:

“efendim bunca para nerelere gidiyormuş, ne lüzumu varmış, bazı BAKANLIK bütçelerinden ve hatta 3-4 Bakanlığın toplamı bütçesinden daha fazla HARCAMA yapılıyormuş” falanmış filanmış …
Ve hatta bazı kendini bilmezler DİB’in KAPATILMASI gerektiğini bile açık açık dillendirmeye başlamış.

NEÛZÜBİLLLAAAAHHH !
Burayı kapatak da ATEYİST mi olak !?
HafazanAlllaaaahhh !

Her devirde çıkar bööle ŞAŞKINLAR ve kendini BİLMEZLER.
Ve bu BİLMEZLER, bu milletin DİB’inin, yani DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’nın ne yaptığının farkında olmayan BİLMEZLERDİR.

Bakın hele, Elazığ’da 60 TRİLYON lira kadar bi para harcayarak yaptırdıkları KÜLLİYENİN, kapılarının camlarının JAPON malı olmasının yanı sıra BAHÇEYE dikilecek AĞAÇLARIN tamamının da İTHAL malı olması şartıyla İHALE açmış.

İşte İTHAL edilecek o ağaçlar:
12 adet HUŞ ağacı, 12 meşe PRAMİDİ, 14 TİJLİ süs armudu, 22 çitlenbik, 21 karaağaç, 20 TİJİ meşe, 30 sığla, 11 PİRAMİD mazı JUMBO, 5 ters sedir PENDULA, 10 LEYLANDİ jumbo, 17 PONPON LEYLANDİ, 8 OYA ağacı, 60 Toros Sedir, 43 ŞİPİRİLA ŞİMŞİR, 8 GLADİÇYA, 6 kırmızı yapraklı akağaç, 5 lale ağacı, 2 salkım söğüt, 2 ters mavi sedir, 3 EKSTRA ithal gürgen JUMBO, 1 ters HUŞ YONGİ.

Bunu görünce kendi kendime, “hah, işte DİB asli vazifesini göstermeyi ilan etme hazırlığına girdi” dedim ve bununla da DİB’in, CENNET’i planlama hazırlıklarına giriştiğine ve bir bakıma da, bu işin MAKETİNİ yapmaya başladığına eyice kanaat getirdim.

Eeeeeyyy, DİB’in ne yaptığının farkında olmayan, kendini BİLMEZLEERRR !
Ve heeeeyyy GAFİLLEEERRR !

Adamlar, yani DİB’dekiler, bizim için ÖTE DÜNYA denilen yerin hazırlığını yapıyorlar.
Bu dünyadayken ve bu dünyadan taaaaa ÖTE DÜNYA denilen yeri hazırlamanın KOLAY olacağını mı sanıyorsunuz ?
Ve bunun BELEŞE mal edilebileceğini mi zannediyorsunuz ?
Çooookk ZOR ve çoooookkk da MASRAFLI bi iş olduğunu görmüyor musunuz ?

Ve de belli ki, CENNET’in PARSELASYON planının en son ne zaman çıkarıldığını ve kim tarafından yapıldığını da bilmiyorsunuz.
Bakın ve öğrenin !

CENNETİN İMAR PLANI en son, bundan 250 sene kadar önce ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ tarafından yapılmıştı.
Bu ÂLİM, (halen her Müslüman’ın evinde Kur’an’ın yanında bulunan) MARİFETNÂME isimli kitabın yazarıdır. (1703 – 1780 yılları arasında yaşamıştır. Büyük bir sosyolog, psikolog, astronom ve fen adamıdır. Burçlardan, insan fizyoloji ve anatomisinden de bahsetmiştir. Yazmadığı bir konu ve bilmediği bir ilim dalı kalmamıştır ve ayrıca CENNET’in, parselasyonunu ve İMÂR PLANINI da yapmıştır. Aynı şekilde CEHENNEM’in de bütün katlarını, katmanlarını, kimlerin oralara atılacağını anlatmıştır)

Bu CENNET planı, zamanımızda, 1/100 000 olarak kabul edilebilir. Yani çok kaba taslak, çok genel bir planlamadır. Ve bu hâliyle UYGULAMA imkânı yoktur. Bunun, önce 1/5 000’e indirilerek Nazım Plan haline getirilmesi ve daha sonra da 1/1000 ölçeğine indirmek suretiyle uygulanabilir hâle getirilmesi lazımdır. Yani yollar, köşkler, saraylar, oyun alanları, ibadet yerleri, spor sahaları, alış-veriş mekânları gibi çok teferruatlı bir şekilde tesbit edilmelidir.

HÛRİ- Gılman yapma-yaratma veya hazırlama işi (çok daha derin ve benim bilemediğim bi iştir ve) DİB’in de işi değildir. DİB, sadece İMAR işleriyle ilgilidir.

Ben şimdi, Bizim DİB’in yapmakta olduğu işlerin ne kadar ZOR ve dolayısıyla da, bu işlerde çalıştırılacak İMAMLARIN seçiminin ve bunların yetiştirilmesinin çok MASRAFLI olacağını göstermiş olmak bakımından, işte bu ÂLİM Hazretlerinin CENNET için yaptığı 1/100 000 olarak kabul edilebilecek planını arz ediyorum.

Haaaa, şunu da söylemeliyim !

CEHENNEM hazırlığı da DİB tarafından yapılacaktır. Ancak, henüz CENNET işi bitmemiş ve hatta yeni başlanmış olduğu için CEHENNEM işi daha sonra ele alınacaktır.

Şimdi gelelim İbrahim Hakkı Hazretlerinin planını yaptığı CENNET’e !

CENNET tarifi:

“Ey Aziz ! Tefsir ve hadis âlimler ittifakla diyorlar ki: Hak Teâlâ kudretiyle yedi kat göklerin istüne Arş ve kürsî’inin altında, Arş’ın nuruyla 8 Cennet yaratmıştır. Biri diğerinden üstün olan bu cennetlerin en yücesi ADEN Cennetidir.

Birinci Cennetin ismi Darül-Celâl’dir. Bu Cennet beyaz incidendir.
İkincisinin adı Darüs-Selâmdır. Bu Cennet kırmızı yakuttandır.
Üçüncüsünün ismi, Cennet-ül-me’vâ’dır. Bu cennet yeşil zeberceddendir.
Dördüncüsünün adı, Cennet-il Huld’dur. Bu Cennet sarı mercandandır.
Beşincisinin adı,Cennet-ün Naim’dir. Bu Cennet beyaz gümüştendir. Altıncısının adı Cennet-ül Firdevs’tir, kırmızı altındandır.
Yedincisinin adı Cennet-ül Karar’dır, sarı misktendir.

Sekizincisinin adı ADEN CENNETİ’dir, en güzel Lü’ludendir.
Aden Cenneti, büyük bir şehrin ortasında ve yüksek bir dağ üzerinde bulunan bir iç kale gibi bütün cennetlerin içerisinde ve ortalarında bulunmakla yeri hepsinden daha güzel ve daha üstündür.

Cennetlerdeki nehirlerin çoğunun kaynağı buradadır. SIDDIKLARIN ve Kur’an HAFIZLARININ yeri burasıdır.

Ayrıca Cenab-ı Allah’ın tecelli ettiği (göründüğü) yerdir.
Her Cennet’in eni ve uzunluğu yüz yıllık yol olan bir kapısı vardır. Her kapının sarı altından olan iki kanadı vardır. Rengârenk çeşitli mücevherlerle süslenmiştir.

Birinci Cennet’in kapısının üzerinde “Lâ ilâhe illallah Muhammed’ün Resûlullah” yazılıdır. Diğer kapıların üzerinde “Ene la azapmen kale La ilahe illallah” “Ben, la ilâhe illallah diyene azap vermem) yazılıdır.

Her köşkün önünde dört nehir akar. Bu nehirlerin biri hayat suyu; biri halis yoğurt, biri temiz ŞARAB, biri süzülmüş baldır.

Cennet nehirlerinden biri de KEVSER nehridir.
Cenab-ı Hak, onu habibi Peygamber (s.a) Efendimize vermiştir. Bu nehir eni 900 mildir, kaynağı Arş’ın altında olup orada Sidreye gelir. Oradan da Firdevs Cenneti’ne dökülür.

Birinci Cennet’in kapısı yanında ve Kevser nehrinin kenarında renkli cevherlerden sayıları yıldızlardan çok olan kâseler vardır. Haşır olmadan, Sırat Köprüsünü geçmeden ve Peygamber (s.a.v) Cennete girmeden önce, ümmetiyle bu nehirden su içecektir.

Cennetliklerin eni, yani sekiz surundan her iki surun arasındaki mesafe, gökle yerin eni kadar,uzunluğu ise nihayetsizdir. Bütün Cennetlerin derecelerinin toplamı Kur’an’ı Kerim’in âyetleri toplamı kadardır.Yani 6666 derecedir. Her iki derecenin arası 500 yıllık mesafedir.
Kur’an HAFIZLARI Cennet derecelerinin en üstününe nail olmuş ve yerleri Aden Cenneti’nin ortası olmuştur.

Cennet Nimetlerinin Çeşitleri, Cennet HÛRÎLERİ ve GILMANLARI, Cennet Ehlinin Allah’ı Nasıl Görecekleri:

Ey Aziz ! Tefsir ve hadîs âlimleri ittifakla diyor ki:
Cennet ehlinin arzuladığı, özlediği nimetler derhal önlerine gelir.

Uğraşma ve pişirme derdi yoktur. Çünkü Cennet’te zahmet ve ateş olmaz.

Mü’minler için rengârenk süslenmiş ve döşenmiş köşkler ve bu köşklerdeki tahtlar üzerinde saçları amber kokulu, hilâl kaşlı, kara gözlü, güneş gibi parlak yüzlü, tatlı sözlü, nazlı, işveli, inci dişli, mercan dudaklı, gül yanaklı, selvi boylu, güzel huylu, gülden taze ve KÖRPE HÛRÎ kızları vardır. Onlar Cennetteki erkeklere mahsustur. Bu hûrîlerin her biri 70 kat, çeşitli renklerde gayet ince ve hafif değerli elbiseler giyer. Başlarında nurlarla nurlanmış taçlar vardır. Çeşitli mücevherlerle süslenmiş, tahtlar üzerinde yaslanmış, ait oldukları mü’min erkekleri beklerler. Karşılarında, hizmetleri için binlerce GILMAN (cennet delikanlıları) saf halinde ayakta dururlar.

Cennet’e giren mü’inler hiç çıkmamak üzere ebediyyen orada kalırlar.

Elbiseleri eskimez.

İstediklerini yer içer,buna rağmen tuvalet ihtiyaçları olmaz. Yiyip içtikleri, güzel kokulu bir ter halinde gülsuyu gibi bedenlerinden yayılr.

Cennetteki HÛRÎLER, hayızdan, nifastan ve kötü huylardan arınmışlardır

Bütün cennetlerin hakimi ve hazinelerinin bekçisi olan bir melek vardır. Adı RIDVAN olan bu meleğin Cennetlerde gece-gündüz diye bir kavramı yoktur. Cennetler, bir an bile ışıksız kalmaz. Çünkü Cennetlerin tavanı,Cenab-ı Hakk’ın arş’ıdır. Arşın nurları daimi olarak orada parlar.

Bunlar ebediyyen cennetten çıkmaz, ihtiyarlamaz, ölmez, üzülmez, ağlamaz, tuvalete gitmez, hastalanmaz, NAMAZ KILMAZ, ORUÇ TUTMAZ …

******************************

GÖRDÜNÜZ müüüü ?
Ne kadar HASSAS ve ne kadar ZOR bi iş olduğunu ANLAYABİLDİNİZ miiii ?
Biraz şüpheliyim ya neyse …

Haydi şimdi de konuşun bakalım !
DİB çok para harcıyormuş, lüzumsuzmuş, KAPATILMALIYMIŞ falanmış filanmış ...

Yaa işte vaziyet aynen bööledir.
Ve bundan bööle de, ööle “MÜNAFIKLIK” etmekten vazgeçilmelidir.

Ne dersiniz, artık siz de benimle aynı fikirde misiniz ?

2 Haziran 2020 (Mümtaz Şahin) 947

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Neen GOMİNİSTLİK yapıyoonuz üleeeeyynnn !?

KESİN şu TAŞGALAYI yaav !

İSLÂMÎ İKTİSAT veya MÜSLÜMAN’ın EKONOMİSİ!

LALE AĞACI da mı varmış yaav?

SAHTE KAHRAMANLIK, BELEŞ GAZİLİK

OH BEEEE … !

EZAN FALAKASI !

KAHT-ı RİCÂL ve DAVİDOF’un AKLI

DİNDE ZORLAMA YOKTUR diyenlerle...