ZAMANIN RUHU VE CELAL DOĞAN

Karaca Bozgeyik

ZAMANIN RUHU VE CELAL DOĞAN

Ben o zaman Ziraat Fakültesi'nden yeni mezun olmuş, genç bir gazeteciydim. Bu cümledeki çelişki bile hem şehrin hem ülkenin durumunu gözler önüne seriyor. Hayat onca ‘adaletsizliğine’ ve ‘acımasızlığına’ rağmen sizi seçeneksiz bırakmıyor: ”Ziraat mühendisi mi oldun,ona iş yok şimdi, gazetecilik verelim”

Torpil kapılarını zorlasam daha neler olurdum da oralara girmeyeyim uzun hikaye. Kocaman masasının arkasında ‘Babanı severiz, selam söyle ilk fırsatta seni iş’e alacağız biraz bekle” Telkinlerine sabrım gelmedi. Attım kendimi ‘Cangılın’ ortasına. O zamanlar aklım bir karış havada; değişimin, heyecanın, hayalin, bilginin, bileğimin gücüne inanıyorum. Ne yazık ki, zamanın ruhu, iktidarın gücüne biat edilmesi gerektiğini söylüyordu.

İktidarın gücü bir çırpıda büküverdi bileğimi. Bu ülkede gençsen, heyecanlıysan, hayallerin varsa, hevesliysen iktidarların ‘güç duvarları’ ve ‘torpil gerçeğinin’ acısına çarpa batıra büyütür hayat seni. Sen hayatı suçlarsın, oysa hayatı çekilmez kılan başka ‘şeylerdir’. Bu gözler nice küçük küçük ‘adamların’ büyük büyük masalarda oturduğunu gördü.
Neyse mevzu uzun, o zaman belediyenin ne demek olduğunu yeni yeni öğreniyorum. Belediye demek; Bindiğin otobüs, dolmuş, yürüdüğün kaldırım, nefes aldığın park, içtiğin su, yaptığın spor, yediğin sebze, gittiğin tiyatro-sinem
a, kültür sanat etkinliği, atıkların aktığı kanalizasyon, çıktığın yol, yoldaki çukur, kıyılan nikah, hayata gözünü açan çocuk,....öldüğün mezar demek.

Belediyelerin işte böyle kapsayıcılığı var hayatımızı. Seçtiğin yönetici, yaşadığın şehri hapishaneye de çevirebilir, her yaştan hemşehriye dokunduğu bir oyun bahçesine de.

1989 yerel seçimleri yapılıyor. Gazetelerde boy boy koltuğunda eli kolu bağlı belediye başkanı resimleri ile o dönemin ANAP iktidarının reklamları var: ”Böyle bir Belediye Başkanı ister misiniz” diye soruyor. Seçilecek Belediye başkanını çalıştırmayacağını söyleyen bir hükümet ortamında gidiyoruz yerel seçimlere.

Gaziantep’te partilerin önce aday adaylığı süreçlerini gözlemledim, gazete muhabiri olarak. Sonra adaylar netleşince, adaylık ve seçim sürecini. Ve seçimler bitti. 30 Mart 1989 sabahı Vahittin Abi,”Celal Doğanın ofisine git istersen, bir değerlendirmesini al.” dedi. Celal Doğan, Yaşar Ağyüz, Ahmet Yılmaz’la o sabah ilk konuşanlardan biriydim. 'İlk ne yapacaksınız' diye sordum Celal Doğana: ”Temizlik yapacağım. Yanlış anlaşılmasın şehir çok kirlendi, elimize süpürge alıp şehri temizleyeceğiz.” demişti.

Hayat işte; ikinci dönemi ve üçüncü döneminde TMMOB meslek örgütlülüğünde çalışırken bazı uygulamasını eleştiri konusu yapmıştık örgütlülüğümüz tarafından. Böyle bir demokrasi örgüsü, arayışı içinde yolları yılları devirdik geldik bugüne. Celal Doğan yeniden aday. Gaziantep ne diyecek?

Zamanın ruhu ne diyor, hep birlikte göreceğiz.

5 Şubat 2019 (Karaca Bozgeyik) 1162

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

BAHAR GELMİŞ NEYİME!

SİYASETTE, BİR ‘İKNA’ YÖNTEMİ OLARAK ‘KÜFÜR’

BAŞKANLARA PROJE ÖNERİSİ

İLLÜZYON (GÖZ ALDATMACASI)

İSTİKŞAFİ GÖRÜŞMELER DEVAM EDİYOR

BAHAR UMUTLANMAKTIR ABİLER

HALK OLMAK GÜZEL ŞEY, KOLAY ŞEY YAV!

BİR SOSYAL DENEYİN SONUCU

AYNI ANDA BİR SÜRÜ ŞEY DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ OLUR MU?